|
Oğuzhan İNCE tarafından yazıldı.
|
|
Cumartesi, 19 Mayıs 2012 20:31 |
|
Bir futbol müsabakası nasıl toplumsal sonuçlar doğurur?
Yazıya bu soruyla girdiğimizde bir çoğumuz futboldaki şiddet sorununu düşünecektir. Doğaldır da; zira Türk basın sektörü reyting getiren haberlerin peşinde koştuğu kadar doğru yapılan işlerin peşinden koşmaz.
2010 yılında Şanlıurfa'da oynanan Trabzonspor-Fenerbahçe maçıyla başlayan ülkenin iki farklı bölgesinden farklı insanların birbirlerini kardeş görmesiyle sonuçlanan bir süreç var. Komşunun komşuyu, abinin kardeşi sevmediği, insanların birincil ilişkilerin anlamını unuttuğu bir zamanda Trabzon ve Urfa insanı bize Anadolu insanının içindeki saflığın hala kendini koruduğunu gösterdi.
|
|
Son Güncelleme: Pazar, 20 Mayıs 2012 01:01 |
|
|
KUTADGU tarafından yazıldı.
|
|
Perşembe, 17 Mayıs 2012 17:34 |
|
Türkiye, futbolu çok konuşan, kendi çevresinde çok kıyamet koparan, tabiri caizse kendisine yıldırımlar yaratan ama dünya futbolunda çakmak taşı kadar kıvılcım yaratamayan bir futbol ülkesi. Kafa tutmaya çalıştığı akranlarından kat kat daha güçsüz, daha cılız, daha toy ama hepsinden geveze bir yeniyetme çocuk kıvamında ya da izlenme rekorları kıran bir sinema filminin kadraj doldurmak için kullandığı bir figüranın yetersizliği ile dolu ama filmin kendisi üzerine kurgulandığını anlatmaya çalışacak kadar da yalancı ve kendini beğenmiş.
|
|
Son Güncelleme: Perşembe, 17 Mayıs 2012 17:59 |
|
KUTADGU tarafından yazıldı.
|
|
Salı, 15 Mayıs 2012 15:31 |
|
İsyan, umutsuzluk. Aniden bir umut sonra yine belirginleşen umutsuzluklar. Bir umudun, bir zaferin arifesinde gibi bu karanlık. İsyan haksızlığa ve isyan vurdumduymazlığa. İsyanımın, isyanınızın kronolojik tarihini tekrar tekrar yazacak değilim. Başlığım anlatmıyor mu yoksa? Anlatmalı. Anlatsın diye o başlık orada.
İsyanımı şiirle ve bir tiradla süslemek istedim. İsyanıma şiirden bir başlık buldum.
|
|
Son Güncelleme: Salı, 15 Mayıs 2012 19:35 |
|
|
Engin UZUNOĞLU tarafından yazıldı.
|
|
Çarşamba, 16 Mayıs 2012 01:30 |
|
Ne buyurmuş sözde anadan doğma Trabzonsporlu Nihat Genç son kusmuğunda (özür dilerim yazısında olacaktı) futbol gündemiyle alakalı olarak. "Şimdi Fenerli Olmak Vardı Anasını Satıyım" demiş Anadolu insanının yılmaz sözcüsü Nihat Genç. Geç kalmadınız beyefendi hemen Trabzonspor kimliğinden sıyrılıp Fenerbahçe'ye üyelik başvurunuzu yapınız. İnanın bundan duyacağımız memnuniyeti kelimelere döküp meramımı anlatamam. Tıpkı Orhan Veli gibi benimde kelimelerim kifayetsiz kalır.
|
|
Gökhan KAN tarafından yazıldı.
|
|
Pazartesi, 14 Mayıs 2012 10:26 |
|
Athletic Bilbao. Endüstriyel futbolun içinde zaman zaman yara alsalar da yıkılmayan bir kale. Benimsedikleri anlayış ve uyguladıkları politikalarla taraflı tarafsız herkesin saygısını hak eden Bask kulübü.
İngilizlerden örnek aldıkları futbol stilini, onlara hiçte uymayan bir kimlik anlayışıyla yüzyıl boyunca dimdik ayakta duran Bilbao, Körfez’in çocukları dışında hiçbir futbolcuyu takımında görmeye tahammül edemiyor. Konuyu siyasete bağlamak hoş olmayacak ama Bilbao’nun bu kimlik politikası siyasi emellerinden olduğu yadsınamaz bir gerçek. Ülkede hiç bir zaman Basklılar kimliği kabullenmedi aynı Katalanlar gibi. Özellikle Franco rejiminde büyük yara alan Basklılar, içlerinde büyüttükleri Bilbao kulübüne sımsıkı sarılıp, izledikleri yollarla ülkeye karşı kendini ispatlama aracı olarak gördüler. Biz varız biz Basklıyız dediler. Onun içindir ki diğer Bask kulüplerine ‘’davalarını satan hainler’’ yaftası yapıştırdılar.
|
|
Son Güncelleme: Pazartesi, 14 Mayıs 2012 19:44 |
|
|
|
|
|
|
Sayfa 1 / 29 |