Muharrem Usta'ya Mektup

Sayın Başkan,

Trabzonspor’a derin bir tutku ile bağlı olan Trabzonspor taraftarları olarak son yıllarda, hiç beklemediğimiz şekilde kötü günler yaşadık. Ne Trabzonspor’un tarihine ne Trabzonspor’un derinliğine ne de Trabzonspor’un büyüklüğüne yakışmayacak bir yönetim eliyle Trabzonspor’un gözümüzün önünde yavaş yavaş eriyişini izledik. Ne mutlu bana ki, bu zahmetli ve tahammülü zor süreçte kendi adıma; sözümü hiç sakınmadan, vicdanımın sesini dinleyerek mücadele ettim.

Nihayetinde,  6 Aralık 2015 tarihinde Trabzonspor Genel Kurul üyeleri tarihine sahip çıktı ve sandık başına giderek, Trabzonspor’u hak etmeyen ve asla hak etmeyecek olan bir  yönetiminin elinden yetkiyi aldı. O gün Trabzonspor Genel Kurul üyeleri sadece tarihine değil aynı zamanda geleceğine de sahip çıktı. Bu vesile ile o gün Trabzonspor’a sahip çıkan Genel Kurul üyelerine de saygılarımı yolluyorum

6 Aralık 2015 tarihinden sonra zorlu bir süreç bekliyordu sizleri. Farkındaydık. Hatalar yaptınız, farkındasınızdır. Doğrularınız da çok oldu. İyi ki. Elinizde sihirli bir değnek olmadığını biliyordum, kahraman olmadığınızı da, zaten gerçek hayatta kahramanların olmadığını da.  Yapılacak tek şey vardı. Siz de bilirsiniz. Aklı hakim kılmak. Şükür ki, geldiğimiz noktada “akıla” önem verdiğinizi, yönetim kurulunuzun büyük bir çoğunluğunun da bu “akla” sahip çıktığını görebiliyorum. Bu konuda sizlere ve ekibinize minnettarım.

Açık sözlü olmakta fayda var. Trabzonspor’un “karanlık” dönemlerini çok net yaşayan ve o karanlık dönemlere ait notlar tutan birisi olarak, Trabzonspor’un geleceğinden umudumu kestiğim anlar çok olmuştu. Kongre sürecinde aday olan siz ve Celil Hekimoğlu’nu kastederek ”Bu dönemde Başkanlığa adaylığını koyanlar ya manyaktır ya da Trabzonspor’u gerçekten çok seviyorlardır” demiştim. Şükür ki, manyak değilmişsiniz.

Hadi daha da açık konuşalım. Nasıl olsa biz bizeyiz. İlk Başkan adaylığınız sürecinde; hani 13. Sandığın tuhaf (!) manevraları sayesinde seçimi kaybettiğiniz kongre öncesinde de açıkcası size kanım ısınmamıştı. Tepeden inme bir aday olarak görmüştüm sizi ve hayli mesafeli yaklaşmıştım. Bunun inkar edemem. Ancak çok iyi hatırlıyorum, “Muharrem Usta bugün seçilemedi ama artık Trabzonsporluluğunu kanıtlama vaktidir. Eğer kongre süreci sonunda sessiz sedasız köşesine çekilirse, seçilememiş olmasından dolayı mutlu olmalıyız. Ama bu dönemden sonra elini taşın altına koymaya devam ederse, gelecekteki Trabzonspor Başkan adayımdır” demişliğim de vardır. Nitekim taşın altına elinizi koymaya devam ettiniz ve ondan sonraki süreç sonunda da Trabzonspor Başkanı oldunuz

Zor ve badireli bir yola çıktığınızın farkındayım. En az sizin kadar farkındayım. Yolun henüz başında olduğunuzu da biliyorum. Üstün gayretleriniz ve “akıl” ile camia şu an rahat bir nefes almışa ve yeniden “umut” bilemişe benziyor. Bu oldukça sevindirici. Sevindirici olduğu kadar da tehlikeli malumunuz.

Dürüst olalım sayın Başkan. Bu ülkede futbol adına mühim olarak görülen tek şey topun çizgiyi geçip, geçmemesi olayıdır. Top çizgiyi geçerse ne ala ama top çizgiyi geçmeyegörsün yapılan onca doğru bir anda hiç edilir, yok sayılır. Bu durum Trabzon’da da böyledir hatta Trabzon’da bu durum daha da vahşidir. Bu vahşiliğe karşı koyabilmenin tek yolu doğruların arkasında durmak ve varsa hataları kabullenip, doğruya ulaşmaya çalışmaktır. Sinirleriniz de yıpranacaktır. Bu çok açık. Sakin kalmayı da başarabilmelisiniz. Hatta “aklın” yanına “sabrı” muhakkak eklemelisiniz. İşinizin bu noktada hiç de kolay olmadığını söyleyebilirim. Üzgünüm ama dürüst olmak zorundayım

Ancak kendi adıma size söz verebilirim ki; benim adıma ilk kriter topun çizgiyi geçip geçmemesi değildir. Müsterih olun. Ekonomik anlamda, kurumsal anlamda, vizyon anlamında doğruları yaptığınız sürece desteğim sizinle olacak. Çünkü biliyorum “akıl” ve “sabır” bizi muhakkak başarıya götürecektir.  Ancak, siz de çok dikkatli olmalısınız sayın Başkan. Bugün sizi omuzlarında taşıyanlar yarın en ufak bir olumsuzlukta sizi terk edebilir. Gerçi bu da iyi bir şeydir. Asıl tehlikeli olan yanlış da yapsanız doğru da yapsanız sizi omuzlarınıza alanlardır. Gerçeklik hissini asla yitirmemelisiniz sayın başkan. Hatalar yapacaksınız. Bu muhakkak başınıza gelecek. Hatalarınızı açık yüreklilikle size söyleyenlere kulak kesilin sayın başkan.  Aklın ve sabrın yanından “rehaveti” uzak tutmalısınız. Bu rehavet ve çevrenizdeki olası dalkavukluk tavrı geri döndürülemez hatalar ortaya çıkarabilir.

Her ne kadar camia kendine gelir gibi olsa da hala diken üstündeyiz. Bunu siz de iyi biliyorsunuz. Ekonomik anlamda alınan yol henüz çok küçük, Trabzonspor’un kaybettiği prestiji yeniden yerine koyabilmesi için henüz uzun bir süre daha var, yeni kurduğunuz takımın bir plan dahilinde oluşturulduğunu çok iyi bilsem de, ne zaman iyi sonuçlar alacağını kestirebilmek de güç. Bu durum sizi korkutmalı sayın başkan ama asla gereğinden fazla değil. Trabzonspor camiası yanlış yönetildiğinde nasıl bir açmaza sürüklendiğini gördü bu dönemde. O yüzden doğruları yapan bir yönetime muhtaç ve doğruları gördükçe onu destekleme azminde. Bu durum sizi ümitlendirmeli sayın başkan. Ama asla gereğinden fazla değil.

Tüm bunların yanında Türk futbolunda artık kangren haline gelmiş “şike” meselesi ile de uğraşmak zorundasınız. Unutmadığınızı umut ediyorum başkan. Karşımızdakiler çok yüzsüz. Farkındayım. Bu yüzsüzlüğe ve kabul etmek şart, bu yüzsüz güce karşı eliniz çok güçlü değil. Ne yazık ki bunun da farkındayım. Ancak, haklılığımız hala bizimle. Ve bu haklılık bütün engelleri aşmaya yeter. Haklılığımıza güvenin sayın başkan.

Bu mektup dönüp dolaşır bir şekilde size ulaşır mı ulaşmaz mı bilemem. Ama ben kendi üzerime düşeni yaparak bu mektubu yazmak zorunda hissettim kendimi. Eğer Trabzonspor’u hak ettiği yerlere yeniden ulaştırma azmindeysek hepimizin sorumlulukları ve görevleri var.  Benim de sorumluluklarımdan bir tanesi doğru bildiklerimi, çekinmeden ve sakınmadan yazmak. Bundan önce böyleydi bundan sonra da böyle olacak.

Kişiler gelip gidecek, koltuklar değişecek, kontratlar yenilenecek, maçlar oynanacak ama hepimiz biliyoruz ki bizi bir amaca yönlendirip, tutkuyu ve mücadele azmini bize öğreten Trabzonspor hep var olacak. Bizim kendi zamanımızda yaptıklarımız ise  Trabzonspor’un ne kadar güçlü ve ne kadar sağlam kalacağına karar verecek.

Umarım, hepimiz üzerimize düşen görevi en iyi şekilde yerine getirebiliriz.

Saygılarımla.