Ersun Yanal İsmine İtiraz Ediyorum

Ersun Yanal 3. Kez Trabzonspor teknik direktörü oldu. 2014 yılında 2. Kez Trabzonspor’a imza attığında o zaman Trabzonspor Kulübü Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’ydu ve Ersun Yanal’ın imzasını, Evrensel gazetesindeki köşemde aynen şöyle yorumlamıştım

Kimse yazmadıysa ben yazacağım ve kimse sormadıysa da ben soracağım.

Trabzonspor Başkanı ve Trabzonspor taraftarları “temiz futbol“temiz futbol paydaşları“kirli Türk Futbolu”  “Adalet”  gibi söylemlerle Türk Futbolunu temizleyeceklerini iddia ederlerken, nasıl oldu da sistemin istediği bir anlayışa evrildiler? “Artık futbol konuşalım” “Artık saha içine bakalım” söylemleri neden?
Ersun Yanal Fenerbahçe Teknik Direktörü iken 2014 yılı mart ayında oynanan ve yarıda kalan Trabzonspor-Fenerbahçe maçı esnasında şimşek hızıyla soyunma odasına koşarken, Ersun Yanal’a demediğini bırakmayan Trabzonsporlular ile olaylı maç öncesi ince ince Trabzonspor’a ve Trabzon şehrine giydiren Ersun Yanal nasıl bir araya geldi?
Ya da
“Şike yoktur diyen şerefsizdir” sertliğinde açıklama yapabilen İbrahim Hacıosmanoğlu ile “3 Temmuz saçma sapan bir süreçtir diyen” eski Fenerbahçe teknik direktörü nasıl bir araya geldi?
Belli ki Trabzonspor yönetimi ilkeler ve başarı terazisinde “başarıyı” daha önemli görmeye başlamış. İşin daha da acı tarafı Trabzonspor camiası da bu hamlenin arkasında. Dolayısıyla “başarıyı” daha önemli gören diğer kulüp taraftarı ve yöneticilerine bu mevzuda “söz” söyleme haklarını da artık kaybetmişlerdir. Peki başarı da gelmezse ne olacak? Bunun sorumlusu tek başına Trabzonspor Başkanı ve yönetimi değil Trabzonspor camiasının tümüdür. Kişilerle kurumlar ayrılamaz zira (!)

 

Şimdi Ersun Yanal 3. Kez Trabzonspor’un başında. Bu sefer başkanlık koltuğunda İbrahim Hacıosmanoğlu değil de, Muharrem Usta var ve Ersun Yanal’ın 3. Kez gelişi, 2. Kez gelişinden daha vahim. Neden mi?

 

1-    2014 yılında yukarda saymış olduğum bütün “etik” sorunlar hala duruyor ve meselenin özü “etik” olduğu için de o sorunlar asla bitmeyecek. Üstelik yukarıdaki yazıda yer yetersizliği nedeniyle yer veremediğim bir “3 Temmuz Protesto”su var ki, onu da hatırlatmak isterim. Ersun Yanal, Fenerbahçe Kulübü ile anlaşmasının üzerinden 1 ay geçmeden, Topuk yaylası tesislerinde “3 Temmuz” sürecini protesto etmek için medya mensuplarına “alkışlarla” protesto fotoğrafı vermiş, Aziz Yıldırım’ın Fransa’dan dönüşü sonrasında da kendini havaalanında kucaklayanların başında gelmişti. Her seferinde sistemle savaşıp, Trabzonspor’un çalınan haklarını geriye alacağını söyleyen Trabzonspor Başkanlarının, sisteme bu kadar bağlı kalabilmesinin de açıklaması oldukça zor.

 

2-    Muharrem Usta, seçim sürecinde sürekli Lucescu ismini seslendirse de, kendi adıma Lucescu’nun değil de bir “sistem” kurabilecek, Trabzonspor’u akılcı bir sistemle hem ekonomik açıdan rahatlatabilecek hem de belirli bir süre sonra nefes aldırabilecek bir sistem hocası vaadinin önemli olduğunu düşünmüştüm. Muharrem Usta, ilk önemli icraatinde büyük bir “kırılma” yaşadı. Hem Lucescu ismi ile seçimi kazandı hem de bu dönemde “Lucescuvari” bir “anlayışın” tam tersi bir isimle anlaştı.

 

3-    Trabzonspor’un ekonomik durumu çok kötü bir durumda, farkındayım. Zaten “ekonomik durum” ile ilgili endişelerimi çok önceleri, İbrahim Hacıosmanoğlu zamanında da  defalarca dile getirmiştim. Ekonomik durum kötüleştikçe, Trabzonspor takımı da tükendi, azaldı, az olan kalitesi daha da dibe vurdu. Bu dönemde ekonomik duruma göre hareket edebilecek bir akıla ihtiyaç var ve bu akıl tek bir ara transfer döneminde 5 Milyon Euro harcatan Ersun Yanal da olamaz. Doğru tespit için, doğru isim değil Ersun Yanal.

 

4-    Ersun Yanal’ın özel hayatı ne beni ne de başka kimseyi ilgilendirmez. Dolayısıyla Ersun Yanal’ın özel hayatı ile ilgili ortaya çıkan dedikodular bu yazının konusu değildir. Ancak, Ersun Yanal’ın özel hayatını, iş hayatının önüne aldığı da 2. Trabzonspor macerasının gerçeklerinden biridir.

Benim için 1. maddede ortaya çıkan nedenler Ersun Yanal ismine yüksek sesle “Hayır” dememe yeterliyken, belki bazıları 1. maddede yazan nedenleri önemsiz bulur diye diğer maddeleri de açıkladım.

 

Taraftar olmak, yetki kimdeyse “onu” desteklemek değildir. Taraftar olmak, değer yüklediğin ve karşılığında değerler kazandığın futbol takımını, “kişiler” çerçevesinde değil de “değerler” çerçevesinde savunmak ve kollamaktır. Ben de kendi taraftar anlayışımın bana gösterdiği değerler çerçevesinde hareket ediyorum ve itirazımı yükseltiyorum. Ne olursa olsun destek, ne olursa olsun biat anlayışının Trabzonspor’u 2,5 yılda getirdiği durum ortadayken, “Ersun Yanal artık bizim hocamızdır, vakit destek vaktidir” minvalinde hiçbir açıklamayı da doğru bulmuyor, üstüne üstlük insan hafızasına yönelik de büyük bir saldırı olarak görüyorum.

 

“Aynı şeyi defalarca yapıp farklı sonuç almayı uman kişiye aptal denir”

Albert Einstein